2019 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası

Büyük çekişmenin galibi Polonya

ATLETİZM DÜNYASI

Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nda madalya sıralamasındaki mücadele son yarışın son metrelerinde kadar sürdü. Şampiyonanın üçüncü gününde Büyük Britanya ve Polonya kıyasıya çekiştiler. Bir Polonya kazandı, bir Britanya… Sonunda ülkelerini sevindiren Polonyalı kadınlar oldu.

Yerel saatle 20.44. Glasgow’daki Emirates Arena’da atletlerin ve gazetecilerin buluşma noktası mixed zone’da final yarışları sonrası sporcuları bekliyoruz. 15 dakika önce 4.×400 bayrakta bronzu son anda Fransa’ya kaptıran Polonyalı erkek atletler, gazetecilere verdikleri röportajı kesip ekrana odaklanıyor. Çünkü Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nın son yarışını koşuluyor ve Polonyalı kadın atletler 4×400 metre bayrakta son tura girerken önde. Britanya’dan Eilidh Doyle’un son ayaktaki inanılmaz koşusuna karşın Polonya’nın son kadını Justyna Swiety-Ersetic bir buçuk saniye önde aldığı bayrağı bitiş çizgisine yine en önde ulaştırıyor. Polonyalı erkekler büyük bir bağırışla ve gazetecilerle beraber kutluyorlar bu birinciliği. Çünkü bu, Polonya’nın şampiyonadaki beşinci altın madalyası ve bu sayede ülkeler sıralamasında Büyük Britanya’yı geçiyorlar. Kısacası son yarışta son gülen Polonya takımı oluyor.

Peki bu noktaya nasıl geldik? Anlatalım: Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nın son gününde bireysel mücadeleler kadar ülkeler arasındaki bu çekişmeyi de izledik. Güne başlarken üç ülke gözünü madalya sıralamasının en üst basamağına dikmişti: Ev sahibi Büyük Britanya, Polonya ve İspanya. İspanya’nın son güne kadar hiç altını yoktu ama medya merkezinde de tüm favori atletlerinin son gün yarışacağı konuşuluyordu. Gerçekten de İspanya güne sabah seansında Ana Peleteiro’nun altın madalyasıyla başladı. Akşam seansında 60 metre engelli erkeklerde Britanyalı Andrew Pozzi altının yanına bile yaklaşamayınca düğümün orta mesafelerde çözüleceği belli oldu. Önce 800 metre erkeklerde İspanyol Alvaro Arriba, sahibinden Jamie Webb’i geçti. 800 metre kadınlarda Shelayne Oskan-Clarke Britanya’ya bir altın daha kazandırdı. Ancak erkekler heptatlonun lideri Jorge Urena son branş 1000 metrede rakiplerini yaklaştırmayıp ülkesine günün üçüncü altınını getiriverince İspanya’nın umudu da sürdü.

Bundan sonra salondaki tüm gözler 1500 metreye çevrilmişti. Önce erkekler koştu: Tecrübeli Marcin Lewandowski, genç rakibi Jakob Ingebrigtsen’i son turdaki atağıyla saf dışı bırakıp Polonya’nın bilançosuna dördüncü altını yazıverdi. Acaba kadınlar 1500 metrede Sofia Ennaoui bir sürpriz yapıp defteri kapatabilir miydi? İskoç Laura Muir buna en ufak bir imkân bile bırakmadan yarıştı. İlk turdan kontrolüne aldığı yarışta son iki tura girerken farkı açmaya başladı ve 25 metre farkla rahat bir birincilik aldı. Büyük Britanya’da böylece altınları dörtledi. İspanyol erkekler 4×400 metrede ikincilikte kalınca bütün mevzu en başta anlattığımız kadınlar bayrak yarışına kaldı. Orada da tecrübeli Polonya dörtlüsü ibreyi kendi ülkelerinden yana çevirdi.

Bu sonuçlarla Polonya beş altın, iki gümüş toplam yedi madalya ulaştı ve Büyük Britanya’nın önünde en başarılı ülke oldu. Bu tablo tabii pek sürpriz değil. Polonya iki yıl önce Belgrad’daki şampiyonadan da yedisi altın toplam 12 madalyayla ayrılmıştı. Ama en büyük rakibin sahasında madalya sıralamasının en tepesine çıkmanın ayrı bir önemi var. Ayrıca Polonya tüm zamanlar klasmanında da Rusya’yı geçip Federal Almanya’yı yakaladı toplam 60 altın madalyayla.

Ev sahibi Büyük Britanya da dördü altın toplam 12 madalyayla gayet başarılı bir şampiyona geçirdi. Zaten 25 finalist çıkartarak puan sıralamasında Polonya’ya 50 puan fark atmayı başardılar. İspanya da üçü altın toplam altı madalyayla 2002’den beri en iyi şampiyonasını geride bıraktı. İki başarılı ülke de Yunanistan ile Norveç’ti. Madalya sıralamasında Norveç iki altınla bir sıra üstte dördüncü olurken puan sıralamasında Yunanistan daha başarılıydı. Sportsfeed web sitesinin yayın yönetmeni Yunan gazeteci Athanasios Nikolau ülkesinin son yıllarda yaptığı bu çıkışı ‘Olimpiyat etkisi’ne bağlıyor: “Bu atletlerin büyük kısmı 2004’te Atina Olimpiyatları’nı çocuk yaşta izleyip spora başlayan kuşaktan. Şimdi bunun meyvelerini topluyoruz. Elbette Stefanidi, Karalis, Tedoğlu gibi birkaç süper starın varlığı da atletizmin çok konuşulmasında pay sahibi. Bugün onları sosyal medyadan izleyen bugünün çocuklar da atletizme yöneliyor.”

SON GÜNÜN KAZANANLARI

Şampiyonanın son gününde başka gülenler de vardı elbette. Örneğin uzun atlamada üst üste üçüncü kez Avrupa salon şampiyonu olan Sırp Ana Şpanoviç gibi. Altın madalya için beşinci atlayışa kadar bekleyen Şpanoviç aynı zamanda 6,99 metreyle dünyada yılın en iyi derecesini yaptı. Keza erkekler uzun atlamada Yunanlı Miltiadis Tedoğlu sabah seansındaki 8,38 metrelik atlayışıyla sadece kürsünün en üst basamağına çıkmakla kalmadı aynı zamanda kariyer rekorunu yenileyip dünyada yılın en iyi derecesine de sahip oldu.

60 metre engellide, erkeklerde Güney Kıbrıslı Milan Trajkovic 7,60 saniyeyle Fransız rakiplerini kılpayı geçerek altını kaparken kadınlarda Hollandalı Nadine Visser 7,87 saniyeyle rahat bir birincilik aldı. İki atlet aynı zamanda ülkelerine şampiyonadaki yegâne altın madalyayı kazandırdı bu sayede.

Erkekler üç adım atlama ve kadınlar sırıkla atlamada ise sürprizler vardı. Üç adımda Azerbaycanlı Nazım Babayev bu şampiyonada tam anlamıyla bir patlama yaptı. İlk hakkındaki 16,97 metreyle yarışmanın liderliğini eline alan Babayev, Portekizli Nelson Evora’nın 17,11’lik denemesine hemen yanıt verdi ve 17,29 metreyle altını kapıverdi. Böylece 31 yıllık ülke rekoruna da 9 cm yaklaşmış oldu. Sırıkla atlamada ise açık havada Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu Ekaterini Stefanidi ilk yüksekliği 4,65 metreyi zorlukla geçince yarışmanın rengi belli oldu. Geçen ay 4,91 metreyle salonda tüm zamanların en iyi ikinci derecesini yapan Anjelika Sidorova 4,55’te hatasız başladıktan sonra 4,75, 4,80 ve 4,85 metreyi de ilk hakkında geçip rahat bir şampiyonluk kazandı. 4,92 metrelik kariyer rekoru denemesinde ise başarılı olamadı.

BAŞARILI ŞAMPİYONA, COŞKULU SEYİRCİ

Biraz şampiyonada pistin dışında çıkalım: Glasgow’da Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nda üçüncü gününde akşam seansı tıklım tıklım doluydu. Seansın başlamasına birkaç dakika kala tüm seyirciler yerini aldı. Aslında bu tablo şampiyonanın üç gününde de değişmedi. Sabah seanslarında boşluklar gördük ama herhalde finallerin yapıldığı akşam seansında 5000 kişi kapasiteli salon kapalı gişeydi.

Çok açık ki şampiyonanın 29 yıl sonra Glasgow’a dönmesi İskoç atletizmseverleri çok mutlu etmiş. İlk günden beri tribünleri doldurdukları gibi desteği de esirgemediler, hele madalya kazanan atlet bir de İskoçya’nın çocuğuysa. Ancak Emirates Arena’da sadece İskoçya’dan değil Britanya’nın çeşitli şehirlerinden hatta Avrupa’nın diğer ülkelerinden atletizmseverleri de gördük. Tıpkı erkekler heptatlonda madalya kovalayan Samuelsson’un annesi, teyzesi ve kuzenleri gibi… Güney komşu İngiltere’den çok sayıda atletizm sevdalısı da İskoçya’nın yolunu tutmuştu belli ki. Mesela Lyn McDonald, Lancaster’dan eşiyle gelmiş Glasgow’a. “İkimiz de atletizmi çok seviyoruz. Eşim zamanında Londra Maratonu’nu 2 saat 30 dakikanın altında tamamlamıştı. Artık 70’imize geldik ve bisiklete binmeyi tercih ediyoruz. Bu şampiyona gerçekten harika! Ama neyi takip edeceğimi şaşırıyorum bazen. Aynı anda o kadar çok yarışma yapılıyor ki! Yinede koşuları daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim.”

Organizasyon da gayet başarılı. Elbette 29 yıl önceki şampiyonayla kıyaslamak pek mümkün değil. Tecrübeli olimpik gazeteci Mark Rowbottom 1990’daki Avrupa Şampiyonası’na dair şunları hatırlıyor. “Glasgow’da üniversiteye yakın Kelvin Hall’da düzenlenmişti şampiyona. Bambaşka stilde tarihi bir yapıydı. Şimdiki salona göre çok daha küçüktü. Ancak orada spor etkinliği izlemeyi severdik.”

Bugün Avrupa Şampiyonası’nın yapısı çok daha profesyonel bir nitelik almış durumda. Glasgow’da sadece 500 gönüllü görev alıyor, çeşitli kurumlardan iletişim, etkinlik, güvenlik için 200 kişi çalışıyor. Elbette o zamandan bu yana sadece organizasyon değil şampiyonanın içeriği de değişti. 1990’nın mart ayında Doğu Blok siyasi açıdan çöküşe doğru gitse de iki Almanya hâlâ birleşmemiş, Sovyetler Birliği dağılmamıştı. 28 ülkeden 307 atletin katıldığı şampiyonada madalya tablosu bu durumu teyit ediyordu. Sovyetler Birliği dokuzu altın toplam 16 madalyayla en başarılı ülkeydi. Doğu Almanya’nın nispeten zayıflamasına karşın diğer Doğu Bloku ülkeleri de toplam 21 madalya kazanmayı başarmıştı.