Wembley’e merhaba, Gomes’e veda

Büyük çekişmenin galibi Polonya

TRENDFUTBOL

Bu hafta sonu İngiltere’de yarı kupa-yarı lig menüsü vardı. Ben de Kupa’yı seçtim ve çeyrek final maçlarının ilki için cumartesi günü Watford’un yolunu tuttum. İstikamet Vicarage Road Stadı ve ana yemeğim de Watford-Crystal Palace maçıydı. 35 yıl aradan sonra yine finali gözüne kestiren ev sahibi “eşek arıları” zor da olsa Wembley’deki yarı final için randevu koparırken emektar kalecileri Gomes’e de duygusal bir veda fırsatı sundular

FA Cup’ta dört çeyrek final maçının ilki cumartesi günü 12:15’te Watford ile Crystal Palace arasında oynanıyor. Malum Watford, Londra idari sınırlarının dışında bir şehir. Yola erken koyulmak lazım. Bu sezon daha önce Premier League maçı için gittiğim Vicarage Road’a yerin altından ve üstünden dört ayrı vasıtayla ulaşıyorum. Neyse ki aktarmalar tıkır tıkır işliyor da bir saat 20 dakika gibi makûl bir sürede Watford Junction tren garına varıyorum.

Londra’daki Euston garından bindiğim son vasıta olan trende yol arkadaşlarım da var. Sadece dört vagonlu tren ağzına kadar konuk takım Crystal Palace’in taraftarlarıyla dolu. Yer yokluğundan ayakta kalıyoruz 15 dakikalık seyahatimizde. Ben de Palace taraftarı Tony Mortimer ve arkadaşlarının maç muhabbetine orta yerinden dalıyorum. Mortimer’ın yanında akranı iki arkadaşı var. Bu üçlüye 20’lerindeki oğulları eşlik ediyor. “Kupa maçlarında kaleci rotasyonu yapılmasını hiç anlamıyorum” diyor gençlerden biri. Çünkü bugün Watford kalesini bu mevkinin bir numaralı ismi Ben Foster değil, tecrübeli yedeği Heurelho Gomes koruyacak. Futbolla son derece ilgili bu grup, Türkiye Ligi’nden, hatta lider Başakşehir’den bile haberdar.

Tony Mortimer “7 yaşımdan beri Crystal Palace taraftarıyım” diyor. “Tıpkı yanımdaki arkadaşlarım gibi Selhurst Park civarındaki sokaklarda büyüdük ve Palace taraftarı olduk.” FA Cup maçlarının lig maçlarından farklı bir havası var elbette. Maçlar daima hafta sonu oynanıyor, deplasman seyircisine her statta daha fazla yer ayrılıyor. Bu maçta Palace seyircisine Vicarage Road’daki Family End kale arkası tribününün tamamı yani 3000 kişilik yer tahsis edilmiş durumda mesela. Sezonluk bilet sahibi taraftarlar gittikleri her maça göre sadakat puanı kazanıyor. Bu puanlar FA Cup bileti satın alırken öncelikli duruma geçmelerini sağlıyor.

Buna karşılık Mortimer’ın memnun olmadığı bir durum var: Cumartesi günkü bu çeyrek final maçının başlangıç saati. “12:15 bizim çok erken. Öğlen maçlarını sevmiyorum. Bize yeterince içki içecek vakit kalmıyor maçtan önce!” Orta yaşlılar için saat erken olabilir, ancak gruptaki gençler tren Watford’a yaklaşırken birer kutu biranın dibini buluyorlar.

ROCKET MAN İLE SAHAYA

10.40’ta Watford Junction’a varıyoruz, ben de yol arkadaşlarıma başarılar dileyip stada doğru yürüyüşe geçiyorum. Ancak İngiltere’yi iki haftadır etkileyen fırtına bugün daha da etkili. Galiba maçta da bu şiddetli rüzgârı hissedeceğiz. Watford’un merkezinde kafeler, publar sarı- siyah kaşkollu Watford taraftarlarıyla dolmuş. Ben de Watford Kulübü’nün hukuk danışmanı arkadaşım Erdem Veral ile buluşuyorum. Maça daha neredeyse bir saat var. Stada yakın bir kafede içimizi ısıtacak birer çay içip futbol muhabbetine koyuluyoruz. Yarım saat sonra da tribüne doğru yollanıyoruz.

Vicarage Road Stadyumu’nda tam bir curcuna var bugün. Premier League’de son derece tatmin edici bir sezon geçiren ev sahibi takım taraftarının maça büyük ilgisi var. Tüm biletler günler öncesinden satılmış. Biz de 28 numaralı kapıdan girip Elton John Tribünü’ndeki yerimizi bulmak üzere turnikeden geçiyoruz. Koltuklarımız ise orta çizgiye yakın bir noktada ve dördüncü sırada. Watford yedek kulübesine de çok yakınız.

Crystal Palace’ın her zamanki gürültülü taraftarı maç öncesinden başlıyor tezahürata. Ancak bu sefer Watford tarafı da iyi hazırlanmış: Rookery Stand’daki kale arkasında onlarca dev Watford bayrağı dalgalanıyor. Tam karşımızdaki Graham Taylor Stand’de ise bu tribüne adını veren efsanevi teknik direktörün ve kulüp tarihine damga vurmuş isimlerin resminin bulunduğu bir pankart açıyorlar.

Artık maça hazırız. Ve takımlar Elton John’un ‘Rocket Man’ şarkısı eşliğinde sahaya çıkıyor. Hatırlatalım: Efsanevi İngiliz şarkıcı Watford’un eski sahibi ve başkanı. İki takım bu sezon Premier League’de iki kez oynadı ve her iki maçı da Watford 2-1’lik skorla kazandı. Hatta ocak ayındaki mücadeleyi ben de Selhurst Park’ta izlemiştim. O gün Watford fırsatçı davranıp deplasmanda kazanmıştı. Ama bugün şartlar farklı. Birçok büyük takımın erken turlarda elendiği FA Cup’ta Wembley’de bir, belki iki maça çıkmayı orta sıra takımlar da gözüne kestirmiş durumda. Yarı final, hatta belki final yolu çok da zorlu değil. Ayrıca Watford’un üç sezon önceden kalan bir hesabı da var: 2016’da yarı finalde Palace’a yenilip finale çıkma şansını kaçırmışlardı. Şimdi rövanşı alma zamanı.

Ev sahibi Watford’da eksik yok: Sağ beke Janmaat’ın yerine Femenia geçmiş bu maçta. Mariappa, Cathcart, Holebas savunmanın diğer oyuncuları. Orta sahada Hughes, Doucouré, Capoue ve Pereyra var. İleri ikili ise kaptan Deeney ve Deulofeu’dan oluşuyor. Buna mukabil kalede kupa maçlarına özel uygulama devam ediyor. Birinci kaleci Ben Foster yerini kupa maçlarında tecrübeli meslektaşı, Brezilyalı Heurelho Gomes’e bırakıyor. Bugün Gomes’in muhtemelen Vicarage Road’daki son maçı ve tribünlerden ona ayrı bir ilgi ve tezahürat var. Bir nevi veda maçı onun için.

Konuk takım Crystal Palace’a gelince, orada sıhhat durumu pek de parlak değil. Aynı zamanda Premier League’de kalabilme mücadelesi veren Güney Londra temsilcisi geçen hafta sahasında Brighton’a yenilip sürpriz bir yenilgi almıştı. Ama o maçta sadece 3 puanı değil aynı zaman en önemli hücum silahları, sol açık Wlfried Zaha’yı da kaybettiler. Perşembe günkü tetkiklerin ardından teknik direktör Roy Hodgson, Zaha’yı riske etmemeye karar verdi. Keza Scott Dann ve Van Aanholt da iyileşmiş değiller ve bugün kulübede bile yer almıyorlar. Palace kalesinde Guaita var; savunma dörtlüsü Wan-Bissaka, Kelly, Tomkins ve Schlupp’tan teşkil; orta sahada kaptan Milivojevic, Kouyate ve Meyer oynuyor; ileride ise McArthur, Batshuayi ve Townsend var.

İLK YARIDA WATFORD RÜZGARI

İlk 15 dakikada Crystal Palace kontrol ediyor oyunun temposunu. Zaha’nın yokluğunda sol kanada geçen Townsend üzerinden hücum organizasyonları var. Ancak ortaları Batshuayi’yi bulmuyor. Milivojevic’in cılız şutunda ise kaleci Gomes başarılı.

Bu arada şiddetli rüzgârı etkisini gösteriyor. Biz tribünde üşürken maç boyunca sahaya poşet, hamburger paketi, kâğıtlar uçup duruyor. Hatta öyle ki 15 dakikada herhalde konuk takımın tribününden 50-60 kadar kırmızı-mavi balon peydah oluyor. İki takım oyuncuları hakemin de yardımıyla balonları patlatıveriyor. Bu balon hadisesi adeta sahadaki değişen hakimiyetin de habercisi: İlk sinyali Watford’un ele avuca sığmaz İspanyol forveti Deulofeu (25) veriyor. Bu sezon kasım ayından beri formu giderek yükselen Deulofeu sağ taraftan ceza alanına girip dar açıdan vuruyor ama Palace kalecisi Guiata da dikkatli.

20 dakikadan sonra Watford rakip kaleyi sağlı-sollu kornerlerle baskı altına alıyor. Rüzgârın da katkısıyla ceza alanına her orta tehlike yaratıyor. Sonunda Holebas’ın sağdan kullandığı beşinci kornerde Guaita boşa çıkıyor, Cathcart indiriyor ve penaltı noktası üzerinden Capoue affetmiyor: Watford 1-0 önde, tribünler coşmuş durumda. Devre sonuna kadar yine Deulofeu’nun etkili şutları var. Ama ikinci gol gelmiyor. Ev sahibi için tek kötü haber Holebas’tan geliyor. Yunan sol bek ayak bileğine gelen darbeyle sakatlanıyor ve devreyi sekerek tamamlıyor.

Devre arasında yan koltuğumdaki 70 yıllık Watford taraftarı Michael Chesterman (78) ile sohbetteyim. Aslında sezonluk bileti Graham Taylor Tribünü’nde fakat kupa maçı için aldığı bilet onu tesadüfen yanımıza düşürmüş. “1950’lerden beri Watford taraftarıyım. Benim için en unutulmaz dönem 1970’lerin başıydı. 1971-72 sezonunda 2 Ligdeki 42 maça da gittim. Deplasmanları bile kaçırmadım.” Sigortacılıktan emekliye ayrılınca bir süre uzağa taşınmış. 2010’da 10 kilometre kuzeydeki St. Albans’a yerleşince tribüne geri dönmüş.

İkinci yarıda bu kez rüzgârı daha iyi kullanmaya çalışan takım Crystal Palace. Yine cılız bir kafa şutunda Gomes yine iyi yer tutuyor. Amma velakin 62’nci dakikada maça damga vuran bir hata geliyor. Watford’un sağ stoperi Mariappa sağ taç çizgisine yakın bir noktada kötü bir kontrolden sonra topu Batshuayi’ye kaptırıyor. Ara transfer döneminde Valencia’dan İngiltere’ye dönen Belçikalı golcü bu fırsatı kaçırmıyor ve topu 10 metre kadar sürüp çaprazdan bir plaseyle Gomes’in solundan uzak köşeye bırakıveriyor: 1-1. Golden sonra Palace tribünleri çıldırmış durumda. Palace seyircisi iki de meşale yakınca güvenlik görevlileri deplasman tribününe müdahale ediyorlar. Bizim olduğumuz yerden stat dışında alınan seyirci olup olmadığını tespit edemiyoruz.

BU İŞ 90 DAKİKADA BİTER

“Acaba uzatmaya gider miyiz?”; “Penaltıları izler miyiz?” soruları kafamızı kurcalarken Watford teknik direktörü Javi Gracia’dan sahaya müdahale geliyor. Sanki “ben bu işi 90 dakikada bitireceğim” der gibi oyuna ikinci forvet Andre Gray’i dahil ediyor. Bu değişiklik iki dakika içinde meyvesini veriyor. 80’inci dakikada Gray ve Pereyra orta yuvarlakta presle topu kapıyorlar. Sol kanada doğru toplu bir koşu yapan Arjantinli, yedi Palace’lının arasından aşırtma bir pasla Gray’i buluyor ceza alanında. Süper yedek bu sezon sık sık yaptığı gibi plaseyi yapıştırıyor. Şimdi durum 2-1. Konuk ekip ikinci forveti Benteke’yi oyuna alarak Watford kalesine yükleniyor son 10 dakika içinde. Ancak ev sahibi iyi kapanıyor. Son şans duraklama dakikalarında geliyor ama Wan-Bisaka’nın yerden şutu isabetsiz. Hakem Kevin Friend’in son düdüğü geliyor: Watford yarı finalde Wembley yolcusu. Tüm takım sahada kalıp seyirciyle kutluyor bu başarıyı. Mariappa yenen golde yaptığı hatanın etkisinde hâlâ. Kaleci Gomes göz yaşları içinde tüm tribünleri tek tek turluyor, onun için son derece duygusal bir gün.

Biz de hırslı futbolu ve renkli tribünleri alkışlayarak ayrılıyoruz Vicarage Road’dan. Watford 7 Nisan’da Wembley’de Wolverhampton ile yarı finalde karşı karşıya gelirken bu kez muhtemelen 30 bine yakın taraftarları olacak dev statta. Kim bilir belki de taraftara 1984’ten beri beklediği FA Cup finalini bir kez daha yaşatırlar…